Osmanlı Devleti, zengin kültürel mirası ve eşsiz mimarisiyle tarih boyunca birçok esere ev sahipliği yapmıştır. Bu eserlerin en çarpıcılarından biri de hiç şüphesiz ki Sultanahmet Camisi’dir. 17. yüzyılda inşa edilen cami, hem mimarisi hem de dini simgeleriyle dikkat çekerken, son dönemde gerçekleştirilen bir etkinlikle yeniden gündeme oturdu. İlk defa Sultanahmet Camisi'ne asılan 70 metre yüksekliğindeki "mahya" uygulaması, hem geleneksel bir geleneği yaşatıyor hem de ziyaretçilerine unutulmaz bir görsel şölen sunuyor. Mahya, dini günlerde veya özel kutlamalarda camilerin yüksek minarelerine asılan ışıklı yazılardır. Bu uygulama, Osmanlı döneminde büyük bir öneme sahipti ve özellikle Ramazan aylarında sıkça kullanılırdı. Sultanahmet Camisi’nde gerçekleştirilen bu büyük etkinlik, geçmişten günümüze gelen bir geleneği modern bir yorumla hayata geçiriyor.
Mahya geleneği, Osmanlı döneminden bu yana süregelen bir gelenektir. 16. yüzyılda yaygınlaşmaya başlayan mahya, ilk olarak camilerin minarelerinde ışıkla oluşturulan yazılar şeklinde görünmeye başlamıştır. Bu gelenek, sadece estetik bir işlev taşımakla kalmayıp, aynı zamanda dini bir mesaj iletme aracı olarak da kullanılmıştır. Mahyaların arasındaki mesajlar, özellikle bayramlar, kandil geceleri ve önemli dini günlerde halkın bir araya gelmesine, inançların pekişmesine ve toplumsal birlikteliğin oluşmasına katkı sağlamıştır. Her bir mahya, o dönemdeki tasarım anlayışını, kültürel estetiği ve halkın dini duygularını yansıtır. Rahmet, huzur ve birliktelik simgeleri taşır. Sultanahmet Camisi’nde uygulanan bu 70 metre yükseklikteki mahya, bu geleneğin modern bir yansıması olarak ziyaretçilerin büyük ilgisini çekmektedir. Etkinlik, hem yerli hem de yabancı turistlerin akınına neden oldu ve sosyal medya platformlarında büyük yankı uyandırdı.
70 metre yüksekliğindeki mahyanın asılması, titizlikle planlanan bir sürecin sonunda gerçekleştirildi. Özel bir ekip, tarihsel ve kültürel değerleri göz önünde bulundurarak mahyanın tasarımını yaptı. Mahya, LED ışıklarla donatılarak sadece görsel bir estetik yaratmakla kalmaz, aynı zamanda sürdürülebilir ve çevre dostu bir alternatif sundu. Asma işlemi için kullanılan teknikler, günümüz teknolojisiyle birleşince izleyicilere muhteşem bir gösteri sunuldu. Sultanahmet Camisi'nin muazzam mimarisine ve çevresel güzelliğine yakışır bir şekilde yerleştirilen mahya, akşam saatlerinde ışıklarla süslenerek caminin siluetini daha da ön plana çıkardı.
Bu tür etkinlikler, halihazırda var olan Osmanlı geleneğini devam ettirmekle kalmayıp, yeni nesillere aktarma görevini de üstlenmektedir. Ziyaretçilere sunulan bu deneyim, geçmişi anımsatırken, aynı zamanda modern dünyanın dinamikleriyle harmanlanmış bir kültürel zenginlik sunmaktadır. Sultanahmet Camisi’nin 70 metre yüksekliğindeki mahya uygulaması, tarihle günümüz arasında köprü kurarken, toplumsal barış ve huzuru simgeliyor. Böylece, Osmanlı kültürü ve geleneği, modern dünyada daha da yaşatılmış oluyor. Mahyanın asılması, hem kısa vadeli bir etkinlik olarak kabul edilse de, uzun vadede kültürel bir mirasın yeniden canlanması anlamında büyük bir adım olarak değerlendiriliyor.
Sonuç olarak, Sultanahmet Camisi'nde asılan 70 metre yüksekliğindeki mahya, Osmanlı kültürünün ve geleneklerinin günümüze taşınmasında önemli bir rol oynamıştır. Bu tür etkinliklerin sürekliliği, hem bireylerin dini duygularını pekiştirecek hem de toplumsal bir bağ oluşturarak kültürel mirası yaşatacaktır. Mahya geleneği, görsel estetiği ve derin anlamı ile yeniden canlanırken, ziyaretçilerinde hayranlık uyandırmaya devam etmektedir. Sultanahmet Camisi, bu önemli gelenekle gözler önüne serilen görsel şöleniyle hem tarih hem de inanç turizmi açısından eşsiz bir deneyim sunuyor.